İngiltere’de Kiralık Evler / Daireler

//İngiltere’de Kiralık Evler / Daireler

İngiltere’de Kiralık Evler / Daireler

İngiltere’ye mi gelmek zor yoksa burada ev kiralamak mı zor diye sorulsa, sanırım burada sıfırdan başlayanlar için çoğunlukla ev tutmak daha zor cevabını alırsınız

İlk defa gelenlerimiz için en önemli gereksinim barınacak bir yer.Burada adres çok önemli. Bizdeki T.C. Kimlik Numarası gibi düşünün. Kalıcı ve belgelenmis bir adresiniz oldu mu sırasıyla herşey gelir. Banka hesabı en başta, ehliyet, ve tabiki diğer su, gaz, elektrik, internet gibi ev giderleri. Çocuklarınızın okulları, sizin iş başvurularınızda destekleyici bir dokuman, kısaca burada adres herşey.

Biraz bu ülkedeki ev kiralama mantığına bakalım. Maddi durumunuz, ailedeki kişi sayınız, ihtiyacınız, ve nerede yaşamak istediğinize göre o kadar çok seçenek var ki…

  • Room Share /House Share(Oda/Ev paylaşmak) : Tuvaleti, banyosu, mutfağı evde yaşayan diğer herkesle ortak kullanılan, ama size ait olan tek oda.
  • En-suite room: Tuvalet ve banyosu odanın içinde (bizdeki ebeveyn banyosu gibi) mutfağı ortak oda.
  • Studio Room: Tuvalet, banyo, mutfak, hemen hemen neredeyse içiçe olan oda. Genelde oldukça küçüktür ve tek (ya da en fazla çift) olarak kullanabilirsiniz.
  • Flat (Kat/Daire): Bizdeki apartman dairesi benzeridir. Burada genelde apartmanlar en fazla 5 katlıdır, tabi bazen istisnalar da bulunur. Kattaki evler, 1-2- ya da en fazla 3 odalıdır. Flat illa ki apartman dairesi olacak değildir. Burada çok yaygın olan bir düzenlemeyle, 2-3 katlı müstakil evlerin her bir katını daire olarak çevirip de kiralanabilir.
  • House (Ev):2- 3 katlı, bahçeli bizde neredeyse villanın karşılığı olan evlerdir. Genelde çocuklu ailelerin tercih ettiği evlerdir fakat hemen hemen her kesimden insanın buralarda oturduğunu görürsünüz. Yeni yapılanları da vardır fakat bir çoğu neredeyse 100-200 yıllık evlerdir.

Kime göre hangi kiralık uygun ?

Bu kadar çeşit ev sıraladık, peki hangisi kime hitap ediyor ya da siz buraya geldiğinizde hangi tür evlere bakmalısınız. Kişiden kişiye, insanların zevklerine ve tabiki de maddiyata göre değişecek tercihler bunlar

Bekarlar, ister öğrenci olsun ister çalışıyor olsun (burada professionals diye geçen bir kavram, bekar çalışanlar ya da çocukları olmayan çalışan çiftler) genelde oda kiralamayı uygun görürler. Öğrenciler için özellikle okullarına yakın çevrede odalarını kiralayan çok insan bulabilirsiniz. Aynı şekilde yoğun bir iş hayatının olduğu bölgelerde de (Londra için Canary Wharf, Canada Water, Victoria gibi ) tek başına yaşayan profesyonellerin de oda kiralaması yaygındır. Çocuklu bir aile olarak belki siz de böyle bir oda (en-suite tarzi mesela) kiralamak isteyebilirsiniz, mümkün tabi ama ortak alanları paylaşan diğer kiracılar, genelde öğrenci ve çalışan tek, bekar insanlar oldukları için ortak alanda çocuk istemeyeceklerdir.

Eğer ben ortak yaşayamam, dünyanın bin bir yerinden çeşitli insanlar geliyor, hepsinin temizlik, yemek kültürü/anlayışı farklı diyorsanız, ama bütçeniz de kısıtlıysa studio daireler en idealidir. Kendinizi zorlarsanız (ve tabi ki de ev sahibi sorun çıkarmazsa) studio dairelerde tek çocuklu aileler de yaşayabilir. Ama genelde geniş ailelerde , büyük evlerde yaşamaya alışık bizler için bu biraz zor olabilir. Bazı studio daireleri görünce şok geçirebilirsiniz! Öyle bir dizaynları vardir ki yataktan kalkar kalmaz banyoya, ya da mutfağa adım atmak zorunda kalabilirsiniz. Burada yaşayan İngilizler için inanın böyle şeyler hiç sorun değil. Yatmaktan yatmaya gidiyorlar evlerine. Evde misafir ağırlama, yatılı misafir çağırma gibi adetleri olmadığı için bu tarz minimal yaşamları dert etmiyorlar

Çocuklu aileler için en uygun seçenek flatlerdir.  Eğer dairede yaşayacaksanız, burada komşuluk ilişkilerinden pek bir şey beklemeyin  Sadece selamlaşıp yolunuza devam edersiniz  Ekmeğinizi, yumurtanızı, şekerinizi stoklayın, bitince kapılarını çalıp ödünç alabilir miyim diye birşeye alışık değiller. Tabi Türklerin yoğun olarak yaşadığı bölgelerde bu durum pek geçerli değildir…

Şehirdeki apartmanlar çoğunlukla en fazla 4-5 katlıdırlar. Londra’nın gelişen modern bölgelerinde (Battersea, ya da biraz daha ilerideki Imperial Wharf ya da Doğu Londra’da Rotherhite, Surrey Quays, Canary Wharf) daha çok katlı rezidans tarzı apartmanlar vardır. Bunlar çoğunlukla yeni yapılmıştır ya da eski büyük binaların (fabrika, termik santral, depolar, iskeleler gibi restorasyonu sonucu residential living’e yani halkın oturması için uygun yapılara dönüştürülmüştür. Bu tarz binalarda kiralar yüksektir çünkü bu binaların concierge gibi, lift, security gibi artı masrafları vardır. Böyle binalarda araba park sorunu daha azdır, çünkü özel otoparkları vardır. Dikkat edin bu her orada oturan arabasını parkedebilecek anlamına gelmez. Bu binaların otoparkları kalanlar için bile ücretlidir. Bazen bu park yerlerinin kiralandığını görebilirsiniz

En son seçenek ise evler. Çoğu insan buradaki evlerin kiralarının çok pahalı olduğunu düşünüyor, tabiki de uçuk rakamlar var ama bazen anlamsız şekilde flatler daha pahalı olabiliyor (bakın hemen yukarıda anlattığım sebepler  ) . Fakat ben şöyle düşünüyorum, böyle bir flatte oturacağıma, küçük, şirin, bahçeli bir evde oturmayı tercih ederim ( tabi sorunsuz bir şekilde bulup kiralayabilirseniz). Genelde bu evler çok eskidir ama yine de bir çok tesisatı yerindedir.

Detached, semi-detached, terrace, town house  olmak üzere değişik türleri vardır. Hemen hemen hepsinin arkasında bahçeleri mevcuttur. İngilizlerin en sevdiği şey, biraz güneş çıkınca, havalar ısınınca barbeque partisi yapmaktır . Bu yüzden bu bahçeler eşin, dostun çağırıldığı  yerlerdir ! Çocuklar için de oynamak için bulunmaz bir fırsattır.

Araba park olayına gelince , orası biraz karışık. Londra’da şehirdeki bir çok bölgede arabaların park edilmesi için belediyeden parking permit yani park izni alınması gerekiyor. Yani evinizin önü de olsa arabanızı belediyeye para vermeden parkedemiyorsunuz. Bu izni aldıktan sonar araba ön camına yapıştırıyorsunuz, ve böylece denetleme için gezen görevliler size ceza kesmiyorlar  Bu izin için para ödemek istemiyorsanız evinize yakın ( ya da uzak!) ücretsiz bir park yeri varsa onu kullanabilirsiniz tabi.

Peki evlerin içinde bize ne sunuyorlar 

Ev kısmı tamam, peki içini nasıl dolduracağız ? Buradaki evler birkaç şekilde pazarlanıyor. Fully furnished, partly furnished ya da unfurnished.

Fully furnished olunca yani bizim tabirimizle full möbleli  mutfaktaki beyaz eşyadan tutun da belki salon oturma ve yemek takımları, bazen yataklar da dahil olmak üzere hersey var. Yatak odalarında fitted wardrobe (gömme dolap) ya da normal bir giysi dolabı olabilir. Mutfakta çoğu kez tabak, tencere, vb. gereçlerin de olduğunu görebilirsiniz. Tabi bu yönden bakınca oh ne güzel, ne rahat diyebilirsiniz. Bu tür evlerin kiraları genelde biraz yüksek olur sonuçta ev sahibinin eşyası var içinde. Daha sonrada da yazacağım (ev kiralarken çıkacak masraflar) üzere böyle evlere taşınırken girişte extra inventory fee ödersiniz. Eşyalar çok yeni değildir, sonuçta belli ki sürekli kiralanan bir ev ki bu eşyalar hep içinde.

Bu ülkede uzun süre kalmayı planlamıyorsanız ya da yeni geldiniz eşya için masraf yapmak istemiyorsanız, bu tür evler/daireler bence en uygunları. Eşyaların eskiliğinden ya da kirliliğinden yana sorun yapabilirsiniz ama inanın silince hepsi geçiyor . Zaten bir önceki kiracı çıkmadan kesin kapsamlı bir temizlik yaptırması gerekiyor ( aynısını siz çıkarken de yapacaksınız).

Diğer seçenek partly furnished, kısmen möbleli gibi birşey. Bu durumda genelde mutfaktaki beyaz esyalar olur, bazı küçük mutfak aletleriyle beraber, odalardaki mobilyalar yoktur, ya da tek tük vardır. Zaten buradaki hemen hemen tüm kiralık evlerde mutfakta beyaz eşyalar olur. Çamaşır makinesi hep mutfaktadır. Güvenlik sebebiyle elektrikli aletleri banyoya koymazlar, zaten priz de bulamazsınız (traş makinası prizi hariç). Mutfak eşyaları için sadece bulaşık makinesi istisna olabiliyor. Nedense hala bulaşık makinasını lüks olarak görüyorlar diye düşünüyorum. Hatta mutfakta çamaşır kurutma makinesinin olup, bulaşık makinesinin olmadığı çok durum gördüm. Kurutma daha önemli tabi! Hep nemli memleket.

En son ise tamamen unfurnished evler. Bunlarda nadiren mutfaklar da boştur. Odalarda zaten hiçbir şey yoktur. Genelde yeni yapılan evler/apartman daireleri bunlardandır. Kiralar ucuz olabilir ama bu tür evlerin içlerini doldurmak var tabi.

Ev eşyalarını nerden nasıl temin edeceğiz ?

  • Ev eşyası almak için yine ilk adresimiz Ikea. Hemen hemen her şehirde var, ya da online sipariş imkanı var.
  • Diğer seçenek Argos ( http://www.argos.co.uk). Burası online satış sitesi, bize göre değişik bir uygulama. Mağazaları yok, ürünlerin sergilendiği bir yer yok sadece online katalog var, web sitesi var. Buradan beğenip depo ya da küçk mağazalarına gidip ayırttığınız ürünü alıyorsunuz. Kendiniz eve götürüyorsunuz ya da ücret karşılığı sizin için taşıyorlar.
  • Başka bir seçenek Wilko adında bir mağaza var (http://www.wilko.com).
  • Homebase (http://homebase.co.uk)bizde ki yapı-market karşılığı bir mağaza
  • Asda, Tesco vb. Süpermarketlerin de ev eşyalarının satıldığı superstore’ları var. Ya da bunların her zaman online sipariş imkanları var.
  • Daha kaliteli (normal olarak da yüksek fiyatlı) mobilyalar arıyorsanız,
  • DFS (http://www.dfs.co.uk),
  • Furniture village (http://www.furniturevillage.co.uk)
  • Debenhams (http://www.debenhams.com)
  • Habitat (http://www.habitat.co.uk)
  • John Lewis (http://www.johnlewis.com)
  • Harvey’s Furniture (http://www.harveysfurniture.co.uk)

Bahsettiğim tüm seçeneklerin hepsi birinci el mobilyalar. Tabi biz buna alışığız değil mi? Fakat bu ülkede herşey recycle olduğu gibi (yani geri dönüşüme kazandırıldığı gibi) mobilyalar ve neredeyse tüm ev eşyaları da elden ele geçip ömürlerine devam ediyorlar. Bunun için de çok güzel bir yöntem bulmuşlar, charity shops , yani yardım kuruluşları dükkanları. Burada her bölgede bu dükkanları bulabilirsiniz. Örnek vermek gerekirse:

Cancer Research UK, Oxfam, Age UK, Salvation Army, British Heart Foundation, British Red Cross

Bu kuruluşların çoğu gönüllü insanlar tarafından işletilmektedir. Hemen hemen hepsinin de ikinci (ya da bazen ilk el) eşyaların satıldığı dükkanları vardır. Buralarda aklınıza gelecek ya da gelmeyecek bir çok şeyi bulabilirsiniz. Kıyafetler, oyuncaklar, ayakkabılar, çantalar, mobilyalar, mutfak eşyaları, elektronik aletler. British Heart Foundation için mesela kendi özel furniture shopları vardır. Bence tutacağınız yerin yakınlarında varsa kesin gezilmesi gerekir. Yakında olmasa bile, çok uygun bir ücret karşılığı evinize taşıyorlar. İkinci el oldukları için, bunları kullanmak herkesin kendi tercihi tabi, ama inanın maddi olarak çok büyük bir kazanç sağlayabilirsiniz.

İngiltere’deki evlerden, evlerin nasıl pazarlandığından ve evimizin içini nasıl dolduracağımızdan yeterince bahsettik sanırım. Bir sonraki yazımız kiralık ev bulma ve tabiki de kiralama süreci olacak.

Hepinize kolay gelsin

 

*Burada paylaşılan tüm bilgiler tamamen kişisel deneyimlere dayanmakta olup, uygulamada ortaya çıkabilecek olan her türlü sorumluluk okuyucuya aittir.

 

By | 2017-07-07T17:18:46+01:00 June 29th, 2017|Categories: Genel|
Open

Close