Çoklu Dile Sahip Bir Çocuk Yetiştirmek!

//Çoklu Dile Sahip Bir Çocuk Yetiştirmek!

Çoklu Dile Sahip Bir Çocuk Yetiştirmek!

İletişim ve ulaşımın maksimum hıza ulaştığı günümüz dünyasında, kültürler arasındaki sınırları kaldırmak çok kolay! Aralarında saat farkı olan insanların dahi sadece teknolojik cihazlar aracılığıyla başlayabilen birliktelikler inşa edebildiklerine fazlasıyla şahit oluyoruz. Özellikle Birleşik Krallık gibi çok uluslu toplumlarda ise teknolojik cihazlara gerek duyulmadan, sosyalleşme alanlarında bambaşka kültürlerden insanlarla vakit geçirme şansı bulunabiliyor. Örneğin; resmi dili İngilizce olmasına karşın Birleşik Krallık’ta konuşulan tek anadil İngilizce değildir. Galler’de Galce, İskoçya’da İskoçça ve İskoç Galce’si, Kuzey İrlanda’da İrlandaca ve Cornwall’de Keltçe konuşulduğunu duyabilirsiniz. Bunların yanısıra ülke genelinde Lehçe, Pencap’ca, Urdu dili, Bengali dili, Gujerat dili, Arapça, Fransızca, İspanyolca, Portekizce, Türkçe gibi birçok farklı dil ilk veya ikinci anadil olarak sıkçarastlanan diller arasındadır. Böylesine çok kültürlü toplumlarda, kültürler arası etkileşim fazla olduğu için farklı etnik kökenli partnerlerden meydana gelen evliliklerin sayısı da giderek artıyor ve bugün çoklu anadile sahip çocuklar üzerinde yapılan araştırmalar literatürdeki yerlerini artırıyorlar. Biz de bugün bu yazıda sizler için bir çocuğun çoklu anadile sahip olmasının onun gelişimi üzerinde nasıl bir etkisi olduğunu ele aldık.


Öncelikle çoklu anadile sahip çocukların çok büyük bir kısmının aynı anda iki anadil geliştirdikleri bilinmekte. Üç veya daha çok anadil geliştiren çocukların sayısı, çift dilli çocuklara kıyasla çok az. Uzmanlar bunun sebebini; çoğunlukla anne ve babanın tek bir anadile sahip olması, olarak gösteriyorlar.
Çoklu anadillilik arasında en yaygın olan ve literatürde “bilingualizm” olarak geçen çift anadillilik, genellikle iki şekilde ortaya çıkıyor. İlkinde çok uluslu bir aile içerisinde çocuk doğduğu andan itibaren anne ve babadan gelen iki farklı dile aynı anda maruz kalarak büyüyor. Ya da anne ve babadan tek bir anadil öğrenen çocuk, bakımını üstlenen başka bir yetişkinden (örneğin bakıcısından) başka bir dil edinebiliyor. İkinci durumda ise tek bir anadil konuşan çocuk, erken çocukluk döneminde yani kreşe başladığı dönemde eğitimini aldığı ikinci bir dil öğrenebiliyor ve bu iki dil peş peşe öğrenildiği için her ikisi de anadil seviyesinde gelişiyor. Tabii bir çocuğun çift anadil geliştirmesi için yalnızca bu iki durumdan birini yaşaması gerekmemekte. Örneğin; 2016-2017 yıllarında açıklanan istatistiklere göre yaklaşık 850bin Türk’ün ikamet ettiği Birleşik Krallık’ta yaşayan bir Türk aile, ev içerisinde İngilizce konuşarak çocuklarına hiç Türkçe öğretmemiş olabilirler ancak aile Türkiye’ye çokça geliyor ve geniş aile ziyaretlerinde bulunuyorlarsa çocuğun anadil seviyesinde Türkçe öğrenme ihtimali olacaktır. Bir kimsenin “çift dilli” olarak anılması için en az iki dili ana dil seviyesinde bilmesi gerektiğini aklımızdan çıkartmayalım.
Çoğu aile, çocuğunu çift dilli olarak yetiştirmenin avantaj olduğunu düşünse de bu konuda ciddi çekinceler duydukları da bir gerçek. Doğrusu; “acaba çocuğum iki dil edinirken, iki dile de tam anlamıyla hakim olur mu”, “ya çocuğum yeterince kelime öğrenemezse”, “iki dil öğrenmeye çalışmak çocuğumu zorlar mı”, “çocuğum bu iki dilin kelimelerini birbirine karıştırır mı” gibi pek çok soru anne babaların kafasını kurcalıyor. Peki istatistikler ne söylüyor? İki dil öğrenmek bir avantaj mı dezavantaj mı, gelin birlikte bakalım.


Öncelikle, dil edinmek ile dil öğrenmenin aynı şey olmadığını kabul etmeliyiz.
Dil edinmek insanın en doğal yetilerinden biri olup bir dili kendiliğinden (duyma ve taklit yoluyla) kavrayabilme anlamına gelir. Bebeklerin duydukları kelimeleri taklit etmek için anlamlı sesler çıkarmaya çalışmaları buna verilebilecek en güzel örnek. Burada bilinçli bir öğrenme/öğretme çabası yoktur, dil edinmek sistematik değildir, büyük bir zaman ve çaba gerektirmez. Bu yüzden çok kültürlü ebeveynlerin bebeklerinin yanında her iki dili de bol bol konuşmaları tavsiye ediliyor. Bırakın, içgüdüsel bir şekilde dili kavrasın, alabildikleri tüm kelimeleri alsınlar! Dil öğrenmek ise ciddi bir vakit, efor ve uğraş ister. Ebeveynler, çocuklarına eğitim yoluyla bir dil kazandırmak istiyorlarsa, unutmamalılar: anadil seviyesinde ikinci bir dil öğrenmenin en ideal yaşı, 7-9 yaş aralığıdır!
Çocuğunuzun çoklu dil geliştirme konusunda en büyük yardımcısı ve öğreticisi sizsiniz, bu yüzden onlara en uygun dil öğrenme/edinme stratejisini de siz belirleyeceksiniz!


Şunu kabul ederek başlayalım: Çift dilli olmanın pek çok açıdan pek çok avantajı var!
Dil, tüm zihinsel süreçlerimizin ayrılmaz bir parçasıdır. Kelimeler ve kavramlar aracılığıyla düşünür, hatırlar, dikkat toplar, kavrar ve algılarız. 20.yüzyılın en önemli filozoflarından Ludwig Wittgenstein, dilin sınırlarının düşüncenin de sınırları olduğunu söyler. Buradan rahatlıkla şöyle bir çıkarım yapabiliriz: Bir insan bir dilin kelimelerine ne kadar hakimse o kadar geniş düşünüyor demektir! Ya iki dile hakimse? Dil ve zihin doğru orantılı olarak gelişir. Bundan ötürü çocuğun dil gelişimini desteklemek aynı zamanda zihinsel faaliyetlerini de desteklemektir. Her dilin kendine ait bir düşünce şeması vardır. Örneğin Türkçe, anlam kapalılığından, eş anlamlı kelimelerin çokluğundan ve çekimli oluşundan ötürü daha dolaysız, sonuç odaklı düşünmemize sebep oluyor. Öyle ki çeşitli araştırmalara göre anadili Türkçe olan insanların anadili İngilizce olanlara göre daha az detaycı olduğu ve olaylara daha az stratejik yaklaştıkları görülmüştür. Bu yüzden birden fazla dile hakim olan insanlar, birden fazla zihin şeması ile düşünme avantajına sahiptirler.
Gelin biraz da ebeveynlerin endişelerinden bahsedip bu endişelerin doğruluğunu araştıralım!


Çift dilliliğin konuşma gecikmesine yol açtığına dair yaygın bir kanı bulunmakta ama işin doğrusu böyle bir şey yok!
Çift dilli çocukların dil ve konuşma gelişimi tek dilli çocuklarınkine benzer bir süreç içerisinde ilerler.


Çocuğun her iki dilin kelimelerini birlikte kullanması, iki dili birbirine karıştırdığını göstermez!
Öncelikle kabul etmeliyiz ki edinilen/öğrenilen iki dilin ikisi de eşit şekilde baskın olmayabilir çünkü çocuk her iki dili de aynı derecede kolay bulmayabilir ya da ikisinden de aynı derecede hoşlanmayabilir. Bu yüzden çift dillilikte bir dilin biraz daha baskın olduğu çok yaygın olarak görülür. Hal böyle olunca çocuk, baskın olmayan dilde konuşurken de baskın olan diğer dilin kelimelerini kullanabilir. Bu durum dilleri birbirine karıştırdığını göstermez, aksine her iki dili de canlı tutması için pratik yapması çocuk için çok daha avantajlıdır. Dil, canlı bir varlıktır ve kullanılmadıkça, pratik edilmedikçe unutulacak yani ölecektir. Ayrıca çift dilli çocukların her iki dile hakimiyet kazandıkça kelimeleri birbiri yerine kullanmayı bıraktıkları görülmüştür.


Çocuğu ikinci bir dille tanıştırmak için geç kalındığı düşüncesi de yaygın bir endişe ve yanlış bir düşüncedir!
Çocuğunuza ikinci bir dil kazandırmak için geç kaldığınızı veya çok erken olduğunu düşünüyor olabilirsiniz. Ancak 10 yaş altı çocuklar için ikinci bir dil öğrenmek, yetişkinlere kıyasla çok kolaydır. 5 yaşından küçük çocuklar için ise çok daha kolaydır. Doğumundan itibaren ilk üç yıl, bir dil öğrenmek için en uygun zamanken, 7-9 yaş arası ikinci dili öğrenmenin en ideal yaşıdır. Yeni bir dil öğrenmenin yaş ilerledikçe zorlaştığı bilinen bir gerçek ancak çocuğunuzun kapasitesini denemeden karar vermek de pek doğru değil. Doğrusu bir çocuğu en geç ergenlik dönemine kadar yeni bir dille tanıştırmak gerek çünkü ergenlik döneminden sonra dil öğrenimi çok daha zorlaşmakta.
“Çocuklar çok zekidir ve ikinci bir dili çabasız öğrenirler” düşüncesi de yaygın ve yanlış önyargılar arasında!
Evet, hemen her yeti çocukluk döneminde daha kolay öğrenilebiliyor ancak hem çocuğun hem de ailesinin çabası olmadan sonuç almak mümkün değil! Örneğin İngilizce çizgi film izleyen Türk çocuk kelimelerin anlamlarını kendiliğinden öğrenir ama İngilizceyi işlevsel kullanmayı, kendini İngilizce olarak ifade edebilmeyi bu şekilde öğrenmesi çok zordur. Bunun yerine; kitaplar, eğitimler, oyun grupları ve mümkünse aile içerisinde İngilizce konuşulması çok daha faydalı olacaktır.

By | 2021-12-23T20:54:16+00:00 December 22nd, 2021|Genel|0 Comments

About the Author: